M. Erdoğan BÖRKLÜ

bap şubap, bap bap şubap :)

"darlandım yine!" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

Kütle çekim olayını hemen herkes bilir ama bildiğimiz(i sandığımız) diğer şeyler gibi yüzeysel olarak biliriz. Nasıl olduğunu, iki kütlenin birbirini nasıl çektiğini kimler düşünmüştür acaba? Ben sırf bu olay için o kadar uğraştım ki, uyuyamadığım geceler bile oldu. Nasıl dert ediyorsam böyle şeyleri kendime…

Fiziği sevmeme neden olan parçacıklardan bir tanesi de bu kütle çekim ilişkisi. Anladığımda o kadar mutlu olmuştum ki! O gece uyurken acayip huzurluydum.

Kütle çekim olayına gelirsek,

iki cisim birbirini çeker, hem vallaha hem billaha. Tüm evren bu şekilde. Bu işin okulunu okuyoz biz. Biliyoruz da blog yazıyoruz.

Kütle içinde bulunduğu uzayı büküyor. Şekile baktığınızda anlamanız kolaylaşacak.

Bir de örnek verirsek:

Bir çarşafı dört bir ucundan gerip ortasına ağır bir top ya da, defter, kitap, laptop gibi birşey koyulduğunu düşünün. Çarşaf bükülür de mi? Aynen uzay da bu şekilde. Her madde uzayı büker, etrafında bir bükülmüş alan oluşturur. Bu bükülmüş alandaki herşey yokuş aşağı olarak cisme yaklaşır/çekilir. Yıldızların etrafındaki gezgenler, gezegenlerin etrafındaki uydular, yapay uydular hep bu şekilde birbirlerine bağlanırlar.

Asıl konuya geldim.

Yaptığım gözlem, inceleme ve kotrollü deneylere dayanarak şunu söyleyebilirim ki, gerizekalılıkta aynen kütle çekimi gibi davranıyor! Gerizekalılar uzayı öyle bir büküyor ki, o alana girince herşey değişiyor. Hareket etmekte zorlanıyorsunuz, düşünmekte, nefes almakta, sakin olmakta zorlanıyorsunuz. Hepiniz yaşamışsınızdır böyle bi olay. O alandan çıkmak da oldukça zordur. O alanda hayat çok zordur!

Ha bir de kütle çekiminde, çekim kuvveti aradaki uzaklığın karesiyle ters orantılıdır. Yani uzaklık azaldıkça çekim kuvveti de artar.

Aynı şekilde gerizekalılık için geçerli bu formül. Sakın diyim bir gerizekalıya yaklaşmayın! Oldu da yaklaştınız, o size yaklaştı, otobüste denk geldi ve geç farkettiniz, bir an önce kurtarın kendinizi!

Vasiyetim,

cenazemde “Megadeth – a tout le monde” çalınsın.


Don’t remember where I was
I realized life was a game
The more seriously I took things
The harder the rules became
I had no idea what it’d cost
My life passed before my eyes
I found out how little I accomplished
All my plans denied

So as you read this know my friends
I’d love to stay with you all
smile when you think of me
My body’s gone that’s all

A tout le monde (To all the world!)
A tout mes amis (To all my friends)
Je vous aime (I love you)
Je dois partir (I must leave)
These are the last words
I’ll ever speak
And they’ll set me free

If my heart was still alive
I know it would surely break
And my memories left with you
There’s nothing more to say

Moving on is a simple thing
What it leaves behind is hard
You know the sleeping feel no more pain
And the living all are scarred

A tout le monde (To all the world!)
A tout mes amis (To all my friends)
Je vous aime (I love you)
Je dois partir (I must leave)
These are the last words
I’ll ever speak
And they’ll set me free

So as you read this know my friends
I’d love to stay with you all
Please smile, smile when you think about me
My body’s gone that’s all

A tout le monde (To all the world!)
A tout mes amis (To all my friends)
Je vous aime (I love you)
Je dois partir (I must leave)
These are the last words
I’ll ever speak
And they’ll set me free


Her şeye rağmen tüm arkadaşlarımı seviyorum, allah belamı versin.

Ölümü düşünmüyordum ne zamandır. Ne kadar özlediğimi farkettim, eskiden sık sık düşünüp, içime kapanıp daha çok düşünürdüm.

Nasıl acaba?

-Gerçekten bahsedilen melekler gelip ifademi alacaklar mı?

-Ölümün ilk anlarında Şeytan elinde bi şişe suyla gelip “su ister misin?” soracak mı?

Şimdiki aklım olsa derler ya, “şimdiki aklım olsa” yürü lan taş arabası derdim, ama öldükten sonra aklım olacak mı?

-Lazım mı?

Sonra yaşamı hiç düşünmediğimi farkettim.

-Neden?

-Bilmiyorum. Önemli de değil zaten. Konumuz “ölüm”.

Düşündüklerime gelince, toprak olup gideceğiz derler ya, acaba demesi kadar kolay olacak mı? Hiç birşey hissetmeyecek miyim? Dugusuz mu olacak ölüm? Yoksa büyük bir coşku içinde mi olacak? ( Sürpriz olacağı kesin… )

Hissetsem bile ne anlam vereceğim? Yavaş yavaş, sakince toprak olmak, kendisi gibi sessiz ve sakince olacaktır, ama soğuk bi şekilde mi olacak? Ne olur soğuk olsun, ağır ve nârin… İslâm’a göre “gömüleceğim”. “Yakılmak daha mı iyidi ki?” diye düşünerek.

Dünyadaki olumsuzlukları pek düşünmem, ama insanlar, etrafımdakilerin olumsuzlukları mahveder beni… En çok da yapmacık ifadeler, o kadar soğuk gelir ki, ölümden bile soğuk.

Ölümün soğukluğundaki o endâm, beni kendine çekmiştir hep, cesetteki o asalet, o sakinlik, o soğukluk niyeyse bana “sıcak” geliyor.

Arayış…

Yorum yok

“Her insan delicesine birşey arar mı?” bilemiyorum ve fakat ben arıyorum nedense… Uykularım kaçıyor, sabah uyandıktan sonra uzun bi süre tavana bakıyorum (okuduğum birşeyden etkilendim de :) ), birşey eksik diyorum hep, birşey eksik. Ne olabilir?

Yaşıyorum ama, boşuna, sadece biyolojik bi canlı olarak “biyolojik anlamda yaşıyorum.” Bi eksiklik vaar!

Ama ne??