M. Erdoğan BÖRKLÜ

bap şubap, bap bap şubap :)

"hayat" ile etiketlenmiş yazıları görüntülüyorsunuz

Saygı!

Yorum yok

Bazen insan vazgeçer. İstediğini elde edemeyeceğini anlayınca. Sonra bırakır kendini. Aklı uyuşur. Akıl olmayınca bedenin bi önemi kalır mı? Beden de uyuşur. Ve insan bu durum için hiç birşey yapmaz, çünkü uyuşmuştur. Yapmak değil düşünemez bile! Neden ki? Bir süre bu şekilde gider…

Uzun bir süre olur bazen. Vücudu tembelliğe alıştıktan sonra kendine gelmesi de çok uzun sürer. Vücut, ve akıl uyuşmuşken ne yapılır? Hiçbirşey!

Hayat eline geçirir insanı, hiç direnç olmadığı için, istediğini yapar. İstediği şekilde harcar insanı. Ama bir yere kadar olmalı bu “işkence”. İnsan içinde olduğu durumun “işkence” olduğunu anlayınca başlar birşeyler. Akıl kendine gelmeye başlamıştır, birşeyler yapmaya başlama ve kurtulma zamanıdır artık. Önemli birşeyler yapmalı. Önemli olan’ı yapmalı.

Önemli olan boynuz gösterebilmek hayata!

Ne olursa olsun hayat bizden daha güçlü, daha dişli, daha sert. Ama hayatın sertliği bizim vazgeçmemizle, boşvermemizle daha bi güçlenir, daha sertleşir. Bir sonraki saldırısı daha sert olur.

İnatlaşmamızla da aynı şekilde sertleşir güçlenir, bir sonra darbe için daha çok hırs yapar, daha bir hızlı gelir. Ama ne önemi var ki?

Her iki ihtimalde de hayat kazanıyor. Yalnız bizim durumumuz biraz farklı, vazgeçersek, boşverirsek, kaybediyoruz. İnat edersek kazanıyoruz. Ne kazanıyoruz ?

Hayatın saygısı

Vazgeçince hayat sertleşerek saygısızca bir daha saldırır, bundan da vazgeçeceğimizi bilerek.

Ama inatla hayatın kendisiyle uğraştıkça, hayat bir sonraki saldırısında saygı duyarak gelir…

Önemli olan budur. Hayatın saygısını kazanabilmek.

Bugün acayip bi gün oldu, 1 hafta kadar önce yarıladığım bi kitabı baştan okudum.
Okuduğum kitapların arasına kaldığım yeri unutmamak için işaretleme ya da bi ayraç koyma gibi bi huyum yoktur. Sayfa numarasına bakarım ve unutmam. Nasıl olduysa onu unutmuşum! Tolstoy – İtiraflarım.
Biraz aradım taradım ve fakat bulamadım kaldığım yeri…
Zaten ince bi kitap, 96 sf. başladım en baştan :)
Bitirdim aynı gün. Acayip şeyler öğrendim, hayatın anlamına ait düşündüklerim gerçeğin aksine gayet de karmaşıkmış.
Aslında uzun bi süre ne “bok” yediğimi bilmeden yaşıyormuşum. Zaten hayatın anlamını bi kere kaybettin mi, ayarı şaşıyor insanın, acayip bi şekilde herşeyi sorgulamaya başlıyor, öğrenmek için değil, kendini bi “bok
sandığı için, en azından kendim için böyle. Kitabı okumaya başlamadan 1-2 gün önce biraz hayata dair bişeyler öğrenmiş içimdeki bu “anlam” olayını kısmen çözmüştüm, ama Tolstoy un kitabını okuduktan sonra, “üstümden bi yük kalktı” dedim.

Ne kadar basitmiş meğersem hiç kendini yırtmana gerek yokmuş, hayatın anlamına dair bişeyler mi arıyorsun?
Tolstoy – İtiraflarım! “davsiye ederim!”
saygılar öptüm görüşürük.